Bizbize
Icerige gec
Tüm yazılar
Finans

İngiltere'nin Yeni İkilemi:Enflasyonla mı Savaşacak,Büyümeyi mi Koruyacak?

5 0 0
İngiltere'nin Yeni İkilemi:Enflasyonla mı Savaşacak,Büyümeyi mi Koruyacak?

Enflasyonu kontrol etmek için ekonomiyi ne kadar yavaşlatabilirsiniz?

Ekonomi yönetiminde bazı dönemler vardır; doğru kararın ne olduğu aşağı yukarı bellidir. Enflasyon yükseliyorsa faiz artırılır, ekonomi yavaşlıyorsa faiz indirilir.

Fakat bazen iki sorun aynı anda kapıyı çalar.

İngiltere bugün tam olarak böyle bir dönemden geçiyor.

Bir tarafta yeniden yükselmeye başlayan enflasyon, diğer tarafta büyümeyi ve istihdamı koruma ihtiyacı var. Üstelik bu kez enflasyonun önemli nedenlerinden biri İngiltere ekonomisinin kendi içinde değil, binlerce kilometre uzakta: enerji fiyatlarında.

İngiltere’de tüketici enflasyonu ağustos ayında yıllık yüzde 3,1’e yükseldi. Temmuzda bu oran yüzde 2,9’du. Daha önemlisi, artışın en büyük nedenlerinden biri ulaştırma ve özellikle benzin ile motorin fiyatları oldu.

Üretici tarafındaki rakamlar ise belki daha dikkat çekici.

İngiliz üreticilerin girdi maliyetleri ağustosta yıllık yüzde 6,1 arttı. Fabrika çıkış fiyatlarındaki artış yüzde 3,7’ye ulaştı. Rafine petrol ürünleri ise fiyat artışında öne çıkan kalemlerden biri oldu.

Yani petrol fiyatındaki yükseliş henüz tüketicinin cebine tamamen ulaşmadan üretim zincirinin içine girmeye başlamış durumda.

Asıl problem de burada başlıyor.

Faiz artırarak petrol üretemezsiniz

Bank of England’ın görevi oldukça açık: Enflasyonu orta vadede yüzde 2 hedefine getirmek.

Normal şartlarda enflasyon yükseldiğinde merkez bankasının elindeki en güçlü silah faizdir.

Faizi artırırsınız. Krediler pahalanır. Tüketim ve yatırım yavaşlar. Talep azalır ve şirketlerin fiyat artırma imkânı sınırlanır.

Fakat bugünkü İngiltere enflasyonunun önemli bir bölümü aşırı tüketimden değil, enerji maliyetlerinden kaynaklanıyorsa işler değişiyor.

Çünkü Bank of England faiz artırarak Kuzey Denizi’nden daha fazla petrol çıkaramaz.Faizi yükselterek Hürmüz Boğazı’ndan daha fazla tanker geçiremez. Merkez bankası savaşlarını da sona erdiremez, küresel enerji arzını da artıramaz.

Bank of England’ın kendisi de bunu açık biçimde kabul ediyor. Banka, para politikasının küresel enerji fiyatlarını etkileyemeyeceğini; asıl görevin enerji şokunun ekonomiye yayılarak kalıcı enflasyona dönüşmesini engellemek olduğunu söylüyor.

Bence bugün İngiltere ekonomisini anlamak için en önemli cümle bu.

İngiltere’nin hafızasında enerji enflasyonu var

İngiltere açısından enerji fiyatlarındaki yükseliş sıradan bir ekonomik gelişme değil.

Ülke bunu çok yakın geçmişte yaşadı.

Pandemi sonrasında başlayan enerji krizi, ardından Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte doğal gaz ve elektrik fiyatlarının yükselmesi İngiltere’de enflasyonun çift hanelere çıkmasında önemli rol oynadı.

Sonrasında Bank of England çok sert bir para politikası uygulamak zorunda kaldı. Faizler yüzde 5,25’e kadar yükseldi.

Enflasyon gerileyince rahatlama başladı. Ağustos 2024’ten itibaren faiz indirimleri geldi ve politika faizi Aralık 2025’te yüzde 3,75’e kadar düştü.

Tam İngiliz ekonomisi yüksek faiz döneminden çıkıyor derken bu kez Ortadoğu kaynaklı yeni bir enerji şoku ortaya çıktı.

Bir anlamda İngiltere birkaç yıl önce çıktığı kapıdan yeniden içeri girmekle karşı karşıya.

Bank of England’ın zor tercihi

Bugün Bank of England’ın faiz kararı açıklanacak.

Mevcut politika faizi yüzde 3,75.

Bir önceki toplantıda dokuz üyeden altısı faizin sabit tutulmasını isterken üç üye 25 baz puanlık artış yönünde oy kullanmıştı. Bir önceki toplantıda faiz artışı isteyen üye sayısının iki olması da kurul içindeki endişenin arttığını gösteriyor.

Fakat Bank of England’ın önündeki tercih kolay değil. Faiz artırılırsa enflasyon beklentilerinin bozulmasının önüne geçilebilir. Sterlin desteklenebilir ve enerji şokunun ücretlere ve diğer fiyatlara yayılması sınırlanabilir.

Ancak bunun bir bedeli var.

Daha yüksek faiz; daha pahalı mortgage, daha pahalı şirket kredisi, daha düşük yatırım ve daha zayıf tüketim anlamına geliyor. Üstelik İngiliz ekonomisi bir taraftan büyümeye de ihtiyaç duyuyor.

İşte İngiltere’nin ikilemi burada ortaya çıkıyor:

Enflasyonu kontrol etmek için ekonomiyi ne kadar yavaşlatabilirsiniz?

Daha da önemlisi:

Sorunun kaynağı talep değil enerji arzıysa, faiz silahını ne kadar kullanabilirsiniz?

İngiltere aslında yalnız değil

Bu mesele yalnızca Londra’nın sorunu değil. ABD Merkez Bankası’nın yeniden faiz artırımına yönelmesi, İngiltere’deki enflasyonun yeniden yüzde 3’ün üzerine çıkması ve enerji maliyetlerindeki yükseliş aynı büyük hikâyenin parçaları.

Dünya birkaç ay öncesine kadar merkez bankalarının faiz indirimlerini tartışıyordu.

Şimdi yeniden faiz artırımlarını konuşuyoruz.

Belki de 2026’nın finans piyasalarına yaptığı en büyük sürpriz bu oldu.

Ama İngiltere’nin durumu bize başka bir şeyi daha gösteriyor.

1970’lerden bu yana merkez bankacılığının en zor problemi yüksek enflasyon değildir.

Asıl zor problem, enflasyon yükselirken ekonominin aynı anda yavaşlamasıdır.

Çünkü o noktada merkez bankasının önündeki iki yolun da bir maliyeti vardır.

Faizi artırırsanız büyümeyi zayıflatırsınız.

Faizi indirmeye başlarsanız enflasyonun yeniden yerleşmesi riskini alırsınız.

İngiltere bir laboratuvar olabilir

Bu nedenle önümüzdeki aylarda İngiltere ekonomisini özellikle takip etmek gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü İngiltere belki de gelişmiş ekonomilerin önümüzdeki dönemde yaşayacağı sorunun ilk örneklerinden biri olacak. Enerji fiyatları yüksek kalırsa şirketlerin maliyetleri artacak. Şirketler bu maliyeti tüketiciye yansıtırsa enflasyon yükselecek.

Çalışanlar satın alma güçlerini korumak için daha yüksek ücret talep ederse enerji kaynaklı geçici şok kalıcı enflasyona dönüşebilecek.

Merkez bankası da tam bu noktada yeniden devreye girmek zorunda kalacak.

Fakat bunun sonucunda büyüme daha fazla baskı görebilecek.

Yani bugün mesele sadece İngiltere’de faizin yüzde 3,75 mi yoksa yüzde 4 mü olacağı değil.

Asıl mesele çok daha büyük. Dünya ekonomisi uzun yıllar ucuz enerji ve ucuz para üzerine bir büyüme modeli kurdu.

Şimdi ise hem enerjinin hem paranın pahalı olduğu bir döneme girme ihtimaliyle karşı karşıyayız.

Eğer bu dönem uzun sürerse yalnızca merkez bankalarının politikaları değil, şirketlerin yatırım kararlarından devletlerin borçlanmasına, tüketicilerin harcamalarından küresel sermaye hareketlerine kadar birçok şey yeniden şekillenecek.

Bu nedenle bugün gözler Bank of England’da olabilir.

Ama Londra’da sorulan soru aslında bütün dünya ekonomisinin sorusu:

Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi ne kadar feda edebilirsiniz?

Ve belki daha önemlisi:

Enflasyonu kontrol etmek için ekonomiyi ne kadar yavaşlatabilirsiniz?

Yayimlanma tarihi

17.09.2026

Paylaş:

Yorum Birakin

Yanıtlanıyor: